Evde Temizlik Amaçlı Kola Kullanımı

Uzun süredir Türk içerik üreticileri arasında bir patlama var bu konuda: Kolanın temizleyici özelliği. Açık hava reklam panolarından tutun popüler bloglara kadar her yerde kola kullanarak neleri nasıl temizleyebileceğiniz ile ilgili görüntüler, yazılar bulabiliyorsunuz. Çoğu konuda olduğu gibi bu konuda da yabancı içerik üreticilerini geriden takip ediyoruz: Onlar çok önceden kolanın temizleyici özelliği üzerinde uzun uzun durdular ve artık kola kullanmanın gerçekten mantıklı olup olmadığını sorguluyorlar.

Geçenlerde kullanıla kullanıla sararmış porselen bardakları güzelce temizlemek için ben de herkesin gözünün önünde sürekli oynatılan videoların etkisi altında kalarak kola kullanmaya karar verdim. Marketten 1 litre kola aldım. Şekersiz kolayı tercih ettim, şekerlisi yapış yapış yapar bardakları bir de onu çıkarmakla uğraşmayayım, diye. Bir kabın içerisine boşalttım kolayı ve içine bardakları batırdım. Yirmişer dakika beklettim her bir bardağı içinde.  Sonuç: Bardaklar eskisi gibi bembeyaz.

Şimdi bir de bu sürecin pek dillendirilmeyen olumsuz yönlerine değinelim:

Okumaya devam et “Evde Temizlik Amaçlı Kola Kullanımı”

Philips Jelly Masa Lambası

Masa lambalarını gereksiz bulmuşumdur. Taa ki bir gün elektrikler kesilene ve Fenix E12 el fenerim ile karanlıkta kitabımı okumak zorunda kalana kadar. Her yer karanlıkken sadece ve sadece sayfanın aydınlık olması öyle bir odaklanma artışı sağladı ki okuduklarımı hâlâ hatırlıyorum.

Philips’in kendi sitesinden mavi renkli modelin görseli.

Bir süredir benim için ciddi bir sorun durumuna gelen odaklanma eksikliğini, özellikle günün ilerleyen saatlerinde üzerime çöken yorgunluktan gelen odaklanma zaafını masa lambası kullanarak çözebileceğimi düşündüm. Bu amaçla, iyi bir şey de olsun, dekoratif de dursun diye Philips Jelly Masa Lambası aldım, işe yaradı. Tabii ürünün ana işlevini düşündüğümüzde, yani yetersiz aydınlatma ile başa çıkmak, o konuda da oldukça başarılı.

Okumaya devam et “Philips Jelly Masa Lambası”

Yapışkanlı Folyo Uygulaması: Renkli Manyetik Pano

Evde veya iş ortamında kafamıza göre üzerine bir şeyleri asıp geri indirebileceğimiz panolar arasında manyetik panolar en başarılı seçeneklerden. Çünkü:

  • Diğer pano türlerine göre uzun ömürlü. Hatta sonsuz ömürlü diyebiliriz. Sonuçta bu tür panolar aslında mıknatısla etkileşen metal, tercihen çelik, parçaları. Evinizdeki otuz yıllık buzdolabına hala magnet yapıştırabiliyorsunuz değil mi?
  • Hemen hemen hiç bakım gerektirmez. Mantar pano veya sünger pano aldığınızda yüzeyleri bir süre sonra delik deşik olacaktır ve değiştirmeniz gerekecektir.
  • Uygun fiyatlı. Kendiniz bile yapabilirsiniz. Yukarıda da değindiğim gibi tek ihtiyacınız mıknatısla etkileşebilen düzgün bir metal parçası.
  • Aksesuarları uygun fiyatlı. Şu yazımdaki öneriyi düşünün: Öneri: Pano Mıknatısı. Toplu iğne veya mantar pano çivisi kadar ucuz neredeyse. İşinizi rahatça görebilecek 50 tane nikah şekeri mıknatısını 3 liraya edinebiliyorsunuz.

Gelelim bu yazının konusuna. Uzun ömrü nedeniyle bir öğretmen arkadaşımın odasına yerleştirilebilecek en uygun pano türünün manyetik pano olduğuna karar verdik. Odanın genel temasına uyumlu olabilmesi için belirli bir renge ihtiyacımız vardı, mora. Ancak son derece kısır Türkiye piyasasında tabii ki mor manyetik pano bulamadık. Çözüm: IKEA‘da satılan 37×78’lik beyaz veya lame Spontan manyetik panolardan edinip mor yapışkanlı folyo ile kaplayarak isteneni elde etmek.

Okumaya devam et “Yapışkanlı Folyo Uygulaması: Renkli Manyetik Pano”

Kol Saatinden Cep Saatine

Saatlere özel bir ilgim bulunmuyor; markaları, modelleri, mekanizmaları incelemiyorum, takip etmiyorum. Kol saatleri ile de hemen hemen hiçbir zaman aram iyi olmamıştır. Kimi kol saati çok büyük ve ağır gelmiştir, kolumda durduğu her saniye onun kolumda olduğunun farkındalığıyla gerilmişimdir. Çareyi küçük ve hafif kol saatlerinde aramaya çalıştığımda da kısa kollu konforlu giyeceklerimle birlikte bir türlü takamamışımdır. Kısacası, kol saati taşıyamıyorum. “Ne gerek var ki?” diyebilirsiniz zira devir akıllı telefonların, genel olarak telefon dahil mobil cihazların devri, telefonlar bütün karmaşık özellikleriyle birlikte aynı zamanda birer saat bizler için. Gelin görün ki telefonlarla da aram iyi değil. Zaman içerisinde her gittiğim yere telefon götürme alışkanlığını edinsem de sürekli çıkarıp ekrana bakmak rahatsız edici. Yine de saate bakmak istiyorum, zamanı sık sık kontrol etmek hoşuma gidiyor.

Aklımda gelen ilk çözümlerden biri köstekli saat. Ancak kol saatinin ağırlığını kaldıramayan birisi bunun altında kolayca ezilebilir. Bense yine cebimde taşıyabileceğim daha sade, hiçbir yaş grubuna kılıf uydurulup yapıştırılmamış bir modele ihtiyaç duyuyordum.

Sonunda bir kol saatini cep saatine dönüştürmeye karar verdim. Amacım cebimde bozuk para gibi rahatça taşıyıp istediğim anda kolayca zamanı kontrol edebileceğim bir son ürün elde etmekti. Aynı zamanda kullanacağım saate, mantıksız bir formda da olsa, biraz emek katıp kendim için daha değerli kılabileceğimi düşündüm.

Okumaya devam et “Kol Saatinden Cep Saatine”

Fenix E12 El Feneri

Profesyonel uğraşınızda (kampçılık, gece bekçiliği, …) özellikle lazım değilse bile bir el feneri edinmek için farklı nedenleriniz bulunabilir:

  • Elektrik kesilmeleri vb. durumlarda ışıksız kalmamak istiyorsunuzdur.
  • Gerekli durumlarda kullanmak için aracınızda yer alması gerektiğini düşünüyorsunuzdur.
  • Tedbir amacıyla yanınızdan ayırmıyorsunuzdur.
  • Kırsalda oturuyorsunuzdur ve sık sık çevreyi kontrol etmeniz gerekiyordur.
  • Genel olarak günlük hayatınızın anlamlı bir bölümü karanlık ortamlarda geçiyordur.

Her zaman bu tür ihtiyaçlarınıza işportacılarda kaliteli ve yeterli çözümler bulamayabilirsiniz. Özellikle kırsalda üzerinde milyon tane LED aydınlatma bulunan, prize takılıp şarj edilen ancak kendini zor aydınlatan plastik dev fenerlerin kullanımı çok yaygın, çünkü ucuz ve işlevsel. Bu aletlerin başlıca önemli kusurları da ömürlerinin sınırlı olması ve hantallıkları.

Ben de hantal olmayan işlevsel bir fener edinmek maksadıyla zamanında bir tane Coast G10 cep feneri almıştım, 16 TL idi aldığımda, serçe parmağım kadar bir şey, tam bir anahtarlık maskotu. Şu an Türkiye’deki sanal marketlerde bu ürün kalmamış, kalsa idi zıplayan dolar kuru ve enflasyon sebebiyle fiyatı 30-35 TL civarında olurdu. Doların durumunu ihmal edersek, 16 TL üzerinden gidersek, fiyatının hakkını çok güzel verdi uzunca bir sürede. Fakat geçtiğimiz ay yaklaşık 80 cm yükseklikten sert seramik zemine çok kötü bir pozisyonda düşüp temassızlık yapmaya başladı ve sonunda tamamen bozuldu. İlginçtir, LED’i hâlâ sağlamdı. Türkiye’deki marketlerde kalmış olsaydı hakkında bir şeyler karalamak isterdim, belki bir boş zamanında onu da yaparım.

Daha sonra ben de yeni fener arayışına girdim. Coast G10’u araştırırken kullandığım yöntemleri izledim ve yine Coast, Led Lenser, Fenix gibi markaların ürünlerine uzun uzun farklı marketlerde göz attım. Coast’un işimi görecek modelleri Türkiye’de bulunmadığından ve bu modellerin pil ömrü konusunda beni tatmin etmemesinden, Led Lenser’ın istediğim modellerinin dayanıklılık standartlarının düşük olmasından ve diğer ürünler için de farklı etkenlerden ötürü Fenix E12 almaya karar verdim. Kısa kısa anlatayım bu aleti, ne yazık ki görsel anlamda yeterince zenginleştiremedim incelememi. Yazılı içerikle kapatmaya çalışayım bu eksiği:

Okumaya devam et “Fenix E12 El Feneri”

Newfeel Backenger 20 Postacı Çantası

Dizüstü bilgisayar için piyasada çanta karıştırırken hem estetik bağlamda hem de dayanıklılık bağlamında bizi etkileyebilen ürünlere az rastladık, rastladıklarımız da genelde aşırı fiyatlıydı. Sanal ve gerçek ortamlarda yaptığımız taramalar sırasında bir ara Ankara Kentpark’taki Decathlon’a da uğradık. Newfeel Backenger 20 ile orada karşılaştık:

newfeel_canta_magaza

Firmanın adresini incelemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Backenger çantaların en önemli özelliği görünüşte postacı çantası olmaları ancak ufak bir iki hamle ile sırt çantasına dönüştürülebilmeleri. Bu tasarım 2012 yılında inovasyon ödülü kazanmış. Tüm yükü tek omzunuzda taşımaya artık dayanamayacak duruma geldiğinizde veya postacı çantasının size izin vermediği esneklikte hareketler yapmanız gerektiğinde bu özellik oldukça işe yarayabilir. Ancak sırt çantasına dönüştürdüğünüzde bir omzunuz ped ile desteklenecek ve diğeri sadece askıya temas edecek, bu nedenle çok da konforlu gelmeyebilir. Omuz pedinin ve askının oldukça konforlu olduğunu eklemek gerek.

Okumaya devam et “Newfeel Backenger 20 Postacı Çantası”

Demonte Mobilya Alışveriş Rehberi

Yapı markette gezerken bir satış görevlisine kanıp aldığım vidalama matkabıyla başlayan demonte mobilya deneyimim ummadığım noktalara ulaştı, elimden 10-12 parça mobilya kısa sürede geçti. DIY(do it yourself) diye anılan uğraşa ayaküstü baktım çıktım.

Görsel: https://flic.kr/p/j8vci3
Görsel: IKEA https://flic.kr/p/j8vci3

Nedir bize demonte mobilyaları tercih ettiren? Çoğunluğu öğrenci pek çok insan için ilk cevap şüphesiz “fiyat”tır. Oldukça kaliteli demonte mobilyaları kendisiyle aynı kalitedeki bir başka parçayı mağazadan direkt aldığınızdan çok daha ucuza getirebiliyorsunuz. Montaj, stok ve taşıma masraflarından elde edilen kazanç kısmen cebinize kalıyor. Hele öğrenciyseniz, önce işlev sonra kalite geliyorsa ve evi sadece birkaç sene kullanmak gibi bir planınız varsa(ve uygun meblaya eşyalı bir ev kapatamadıysanız) 200-300 liraya odanızı döşeyebiliyor ve sizden sonra gelenlere gönül rahatlığıyla devredebiliyorsunuz.

Dezavantajları da bol. Yorulma ihtimaliniz yüksek, kullanmaya başlayana kadar hemen her aşama normal bir mobilya alışverişinden çok daha fazla efor gerektiriyor(mağaza mağaza gezip araştırma kısmı tartışmaya açık). Marka sayısı ciddi şekilde fazla ve özellikle belirli bir fiyat barajının altında her markaya ürünleri konusunda kolay kolay güvenemiyorsunuz, müşteri memnuniyeti de aynı güven kotasına dahil. Eğer bir yapı marketten yapıyorsanız alışverişinizi kanser olma riskiniz bile var. En önemlisi, almak istediğiniz her ürünü kurulu haliyle görme şansınız ne yazık ki yok. Pek çoğu için size hakkında detaylı fikirler verebilecek yeterli görsel bile bulamıyorsunuz.

Kolay taşınabilirlik yerine göre artı yerine göre büyük bir eksi. Az yer kaplıyor ancak kusursuz bir kurulum da yapsanız taşımak için demonte mobilyayı söktüğünüzde son söküşünüz olabiliyor, genelde en fazla iki üç taşınmayı kaldırabiliyor.

Bu ürünleri tercih eden bazı insanlar için artısı sadece ‘kurarken keyif almak’ da olabiliyor. Bazen bu ürünlerin kurulumu sizin tercih etmeme sebebiniz olabiliyor.

Demonte mobilya pazarını asıl geliştiren tabii ki bu tip üretimin şirketlere getirileri. Hatta bu olayı hobiye bağlamak çok akıllıca.

Konsept farklı olunca alışveriş aşamasında da farklar oluşuyor ister istemez, aşağıdaki laf kalabalığı dikkat edebileceğiniz birkaç ayrıntıya değinmektedir:

Ne istediğinize karar verin.

Benzer ürünlerin fiyatları birbirine genelde yakın olur, bu ürünlerden çok daha fazlasını sunanlarla(boyut, ekstra dvd rafı vs.) ise aralarında daha dar bir fiyat aralığı bulunur. 130 cm genişliğinde mütevazi bir televizyon sehpası ararken kendinizi birden 180 cm’lik vitrin almış olarak bulmayın. Gerçekten ne istediğinize ve neye ihtiyacınız olduğuna her açıdan karar verin. Boyut, renk, sahip olduğu üniteler, raf sayısı gibi kriterleri öncelik sırasına dizin ve seçiminize uygulayın. Bu sadece sizin için değil çevre için de kritik bir karar.

Daha önce yakınınızdaki insanların yaptığı benzer alışverişleri araştırın.

Ne yazık ki marka ve standartlarına göre ürün ve müşteri hizmetleri kalitesi fazla dalgalanıyor. En yakınınızdan başlayarak farklı insanların farklı ürünler üzerine tecrübelerini dinleyin ve değerlendirmenizde ilk sıraya koyun. Nakliye sıkıntıları yaşamış mı? Kurarken nasıl zorluklarla karşılaşmış? Kurulum kılavuzu kullanışlı mıymış? Mobilyada bir kusurla karşılaşınca müşteri hizmetleri ilgilenmiş ve firma telafi etmiş mi? Beklentilerini karşılamış mı?

Bulabildiğiniz tüm kaynaklardan karşılaştırmalı ve detaylı araştırmalar yapın.

Tanıdıklarınızdan edindiğiniz bilgileri cebinize koyun ve bulabildiğiniz tüm kaynaklardan istediğiniz ürünleri araştırın. Müşteriler arası açık kaynak bilgi paylaşımında mesafe alsak da henüz demonte mobilya konusunda o kapsama alanını yakalayamadık. Alışveriş sitelerindeki yorumların sayısı sınırlı, inceleme yazıları ve medyaları pek bulunmuyor. Bazı e-ticaret siteleri ürünler hakkında istediğiniz yorumu yapmanıza izin vermiyor, yorumlar kurallara uysa dahi olumsuz olduğu için siliyor. Bulabildiğiniz her detayı değerlendirin, markanın sunabildiklerine dikkat edin.

Kurulu halini görme fırsatınız varsa, gidin görün.

Bazı yapı marketlerde veya markanın kendi fabrika mağazasında ürünün yapılı halini görme şansınız bulunabiliyor, varsa değerlendirin, görmeye gittiğiniz yerden almak zorunda değilsiniz, birkaç TL yol masrafına değecektir. Fotoğraf da çekin, bir bakışta her detayı zihninize kazıyamayabilirsiniz.

Nereden alacağınıza karar verin.

Bir yapı marketten edinebilirsiniz, bu size sürpriz nakliye masrafları çıkartabilir, bazı mağazalar belirli bir miktarın altındaki alışverişlerden ciddi teslimat ücretleri alabiliyor, saçma sıkıntılar yaşayabiliyorsunuz. Bir yapı marketten yaptığım alışveriş sonrası, benden taşıma için üç dört km yola 20 TL istedikten sonra tanesi 60 TL kitaplıklarımı kamyonla getirip apartmanın önüne bırakıp gitmişlerdi. Nakliye masraflarına göre karşılaştırıp fabrika satış mağazasından da edinebilirsiniz. Eğer özel aracınız varsa ve ürünün boyutu uygunsa alacağınız kutuyu arka koltuğunuza atıp eve götürme şansınız da var. İyi araştırdığınız bir ürünü internetten de getirtebilirsiniz. Çoğu e-ticaret sitesi sizle firmanın köprüsü konumunda, siteden satın alıyorsunuz, site markaya talebinizi iletiyor, marka evinize ürünü gönderiyor, teslim aldıktan sonra e-ticaret sitesi faturanızı kesiyor. Kargo firmalarıyla anlaşmalı olduklarından taşıma işlerini daha makul bir fiyata hallediyorsunuz ve ürün kapınızın önüne geliyor(apartman değil evin kapısının). Firmaların doğrudan kendisine bağlı e-ticaret sitelerini de kullanabilirsiniz.

Gelen paketleri iyi inceleyin.

Ürününüz 30 cm’lik bir raf parçası olmadığı sürece kayda değer bir ağırlığa sahip olacaktır.
Taşımanın herhangi bir adımında yapılan küçük bir sakarlık estetiği veya kullanışlılığı etkileyen hasarlara yol açabilir. Genelde parçalar dışarıdan iyi muhafaza edilecek şekilde paketlenir. Siz yine de ürün elinize ulaştığında paketinin üzerindeki muhtemel hasar izlerini iyi inceleyin. Bir şekilde hasardan huzursuz olursanız, hiç oyalanmayın, ürünü teslim almayın. Büyük ihtimalle tutanak tutulacak ve ürün firmaya geri gönderilecektir, itirazınızda haklıysanız yenisi kısa süre sonra elinizde olur. Siz paketleri açana kadar ürün kargo firmasının sorumluluğundadır, o yüzden keyfinizi kaçıran muhtemel hasarları paketi teslim almadan inceleyin. Eğer temiz bir kutuyu açtıktan sonra içinden özürlü parçalar çıkarsa muhatabınız firmadır.

Başka seçeneğiniz varsa kurulum için alışveriş yaptığınız mağazadan destek almayın. Mobilyayı baştan aşağı kendileri üretmiş gibi işçilik ücreti isteyebiliyorlar. Bilen bir tanıdığınızdan yardım alın veya iyi bir yardımcıyla dikkatle işe koyulun. Daha sonra kurarken nelere dikkat etmeli diye üç beş satır daha karalayacağım (Karaladım: Demonte Mobilya Kurulum Rehberi).

Olayın parasal kısmına çok eğilmem gariban usulü tavsiye vermem anlamına gelmiyor, alışveriş oyuncak değildir, önceliği ihtiyaç gidermektir ve bunda verimi arttırmak en iyi sonucu verir. Evet işiniz gücünüz yok. kare2

Sanalpazar.com: Operasyon Nijerya

Yaklaşık iki hafta önce Sanalpazar.com üzerinden tabletimi satışa çıkardım.

Dört gözle alıcı bekliyorum, “Kimler Bakmış?” seçeneğinden gelip giden var mı diye takip ediyorum, bu arada çevrimdışı iken sayfa yenileyip durarak ürün görüntülenme sayısına tavan yaptırıyorum, istem dışı.

“Kimler Bakmış?”ta üç üye görünüyor, biri oldukça tecrübeli, biri dükkan sahibi, sonuncusu da Sanalpazar’a yeni üye olmuş ve aynı gün ürünüme göz atmış.

Bir gün sonra şöyle bir mesaj alıyorum:

sanal_nijerya1

Kısaca: Eğer ürünün hala satılıksa ne kadar istiyorsun söyle, onu da burada söyleme e-postayla söyle.

Hem siteden mesaj gönderiyorum, hem de e-posta adresinden ulaşıyorum. İstediğim fiyatı belirtiyorum ve kargo masrafı bana ait diyorum, satabilme umudu gözümü karartmış. Bir taraftan da önyargılı olmamayı haklı çıkarmaya çalışıyorum, sonuçta ben de siteye yeni kaydolmuş bir satıcıyım. İlanlar arasında gezinirken ürünümü uygun bulmuş ve almak için hesap açmış olabilir.

Sonra bana cevap atıyor, siteden değil tabii ki, e-posta adresinden, diyor ki: “Ben İstanbul’da kalıyorum, Nijerya’da oğlum okuyor, adresi de şu, lütfen PTT Kargo ile ulaştır, bana da hesap bilgilerini gönder, aramızda halledelim.”

İsmin İtalyan, kendin İstanbul’da yaşıyorsun, oğlun Nijerya’da okuyor, Ankara’dan tablet göndertiyorsun?

“Uluslararası kargoyu ben karşılayamam çok pahalıya gelir.”

Anlaşılan oğlanın o kadar çok ihtiyacı var ki “Kargo parasını da ekle öderiz ya ne olacak?” diye çıkışıyor. Üzerine bir de ben gönderecekmişim kargoyu, haber verecekmişim de yatacakmış param.

Sonra sıkılıyorum, üyeyi Sanalpazar.com müşteri hizmetlerine şikayet ediyorum, e-posta adresini gereksiz olarak işaretliyorum ve yola devam.

Aradan dört gün geçiyor, bir üye daha bakmış ürünüme, yine ne hikmetse üye olmuş bana gelmiş hemen. Boş durur mu:

sanal_nijerya2

Bu iyice terbiyesiz çıktı.

Neyse bunu da şikayet ediyoruz, Sanalpazar’a haber veriyoruz, o icabına bakıyor.

Benzer mesajlar almaya devam ediyorum. Sanalpazar, bünyesinde sık yaşanan bu tür durumları direkt şikayet etmeye yarayan bir sisteme sahip olmadığı için biraz sinirleniyorum.

Tabletimi satmaktan vazgeçiyorum, satılıktan çekiyorum, kısa Sanalpazar maceramda üyelerden aldığım beş mesajın tamamı dolandırıcı kaynaklı, ürünüme bakmaya gelen sekiz kullanıcının da doğal olarak beşi sahte hesap. Başka herhangi bir faaliyette bulunmayacağımdan üyelik iptali talebimi siteye iletiyorum.

Ufak bir araştırmayla Nijerya’nın bağrından koptuklarını iddia eden bu arkadaşların uzun zamandır bu tür alışveriş sitelerinde laf kalabalığı yaptıklarını anlıyoruz. Dolandırılan var mı o kadar dikkatli taramadım interneti. 2012’ye ve 2013’e ait, Nijeryalı dolandırıcıların yeniden piyasada su yüzüne çıktığı ile ilgili haberler var, 2014’e de hızlı bir giriş yapmışlar.

Genel format aynı ve her türlü uydurma bilgi size sunulmaya hazır, bankadan geldiğini söyledikleri formlar dahil. Çok cömertler, istediğiniz masrafı çıkartın, fiyatı katlayın yine de almak istiyorlar. İnsani tepkiler vermeyin, muhatabınız insan değil, reddedince karşı taraf kaset gibi başa saracaktır. En başından ya hiç itibar etmeyin ya da biraz yorulmayı göze alıyorsanız müşteri hizmetlerine bildirin.

Nijeryalı diye damgaladım adamları da tabi konudan uzağım. Sadece isim seçimlerinde çok değişik bir tarza sahip olduklarından eminim.

Bu tür sitelerde güvenliğiniz için sitenin oluşturduğu ödeme sistemi sınırlarının dışına çıkmamaya dikkat edin, “Hacı komisyonla vs. uğraşmayalım, ver bana banka hesap numaranı ürünü postala ben paranı hemen göndereceğim.”lere gelmeyin, ortada kalırsınız.

Etik bağlamında hassassanız da, sattığınız ürün için üç beş kuruş komisyon ödemekten çekinmeyin. Sonuçta olay işlek caddeden on günlüğüne dükkan kiralamak gibi, ürününüzü duyurabilmeyi o dükkana borçlusunuz.

Güvenlik ve mahremiyet son dönemin kanayan yarası. Çevrimiçi olmanız pantolonunuzun altınızdan kaydırılabilmesi için yeterli. Devir internet devri diye fazla havalanmayın, “manuel”liğin sınırlarını zorlayın. kare2