Kol Saatinden Cep Saatine

Saatlere özel bir ilgim bulunmuyor; markaları, modelleri, mekanizmaları incelemiyorum, takip etmiyorum. Kol saatleri ile de hemen hemen hiçbir zaman aram iyi olmamıştır. Kimi kol saati çok büyük ve ağır gelmiştir, kolumda durduğu her saniye onun kolumda olduğunun farkındalığıyla gerilmişimdir. Çareyi küçük ve hafif kol saatlerinde aramaya çalıştığımda da kısa kollu konforlu giyeceklerimle birlikte bir türlü takamamışımdır. Kısacası, kol saati taşıyamıyorum. “Ne gerek var ki?” diyebilirsiniz zira devir akıllı telefonların, genel olarak telefon dahil mobil cihazların devri, telefonlar bütün karmaşık özellikleriyle birlikte aynı zamanda birer saat bizler için. Gelin görün ki telefonlarla da aram iyi değil. Zaman içerisinde her gittiğim yere telefon götürme alışkanlığını edinsem de sürekli çıkarıp ekrana bakmak rahatsız edici. Yine de saate bakmak istiyorum, zamanı sık sık kontrol etmek hoşuma gidiyor.

Aklımda gelen ilk çözümlerden biri köstekli saat. Ancak kol saatinin ağırlığını kaldıramayan birisi bunun altında kolayca ezilebilir. Bense yine cebimde taşıyabileceğim daha sade, hiçbir yaş grubuna kılıf uydurulup yapıştırılmamış bir modele ihtiyaç duyuyordum.

Sonunda bir kol saatini cep saatine dönüştürmeye karar verdim. Amacım cebimde bozuk para gibi rahatça taşıyıp istediğim anda kolayca zamanı kontrol edebileceğim bir son ürün elde etmekti. Aynı zamanda kullanacağım saate, mantıksız bir formda da olsa, biraz emek katıp kendim için daha değerli kılabileceğimi düşündüm.

Okumaya devam et “Kol Saatinden Cep Saatine”